top of page

ORHAN PAMUK “ELEŞTİREMEMESİ”, ELEŞTİRİNİN YASAKLANMASI VE “YÜCELTMEN”LER


Orhan Pamuk’un kitapları üzerine “eleştiri” diye yazılanların büyük bir kısmının eleştiriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

*

"Sıkıcı" ya da "O. Pamuk'un kitaplarını bitiremiyorum" diye eleştiri olmaz.

*

O. Pamuk'un metinlerinde dil hatalarını ortaya koysanız ve sadece edebi eleştiriler yapsanız bile bazı çevrelere göre

- Sanattan anlamıyorsunuzdur.

- Estetik yetersizliğiniz vardır.

- Faşistsinizdir.

- Entelektüel olarak yetersizsinizdir.

*

İlber Ortaylı’nın “caminin balkonu” iddiası asılsızdır.

*

Yanlış ya da temelsiz eleştiriler, hedef aldığı şeyi beslemeye ve konuyla ilgili nitelikli, temellendirilmiş eleştirileri gizlemeye yarar.

*

Bir yazarın çıkarttığı bir kitapla ilgili övgüler dışında en küçük bir edebi eleştirinin bile “cahillikle”, “sanattan anlamamakla” suçlanması neyin nesidir?


**

Dünyada büyüklüğü artık tartışılmayan yazarlar hakkında birçok olumsuz eleştiri bulabilirsiniz. M. Proust sıkıcı olmakla eleştirilir, kahramanın uykuya dalışını 30 sayfa anlatır. F. Kafka bazılarınca bunaltıcı bulunur. J. Joyce’da bir yığın tuhaf bilmece vardır. V. Hugo Sefiller’i uzattıkça uzatmıştır; 80 sayfa Waterloo savaşını anlatmasa da romandan fazla bir şey eksilmezdi. Dünya edebiyatının köşe taşları sayılabilecek yazarlar hakkında birçok eleştiri metni vardır, hepsi hâlen tartışmaya açıktır.

*

Put yazarlar

Ancak Türkiye’de piyasa edebiyatının yazarları hakkında ana akım kültür-sanat organlarında tek bir satır olumsuz eleştiri bulamazsınız. Roman sanatının en temel ölçütlerini bile mumla arayacağınız bir yığın kitap hakkında piyasa edebiyatı/edebiyat piyasasının aygıtlarında tek bir cümle bile olumsuz eleştiri yer almaz.

Bu konuda verilebilecek örneklerin en başında Orhan Pamuk gelmektedir.

Bir yazarı eleştirmek yasak olabilir mi? Bir yazarın çıkardığı herhangi bir kitapla ilgili övgüler dışında en küçük bir edebi eleştirinin bile “cahillikle”, “sanattan anlamamakla” suçlanması neyin nesidir?

Bu ifadelerimde bir abartı var mıdır?  

*

“Adam Nobel almış, ne gonuşuyonuz!”

Örneğin, kitaplarından biriyle ilgili son derece somut bir eleştirinin sosyal medyada “adam Nobel almış, gerisi laf” gibi bir yanıt alması sık karşılaşılan bir durumdur.

Nobel almışsa konuşulacak bir şey yoktur, eleştirilemez. Bu sosyal medyanın karmaşasındaki sıradan bir yanıttır. Sıradan yanıtlar böyledir de seçkin yazarlarda durum farklı mıdır?

Prof. Dr. Yıldız Ecevit, kitabının “Orhan Pamuk’u Okumak ya da Okuyamamak” alt başlığında şunları yazar:

Kişisel düzlemde Orhan Pamuk’u okumak ya da okuyamamak sorunu olmayıp, okurun avangardist estetik konusundaki yetersiz donanımıyla ilgili olduğunu göstermektedir. … romanda, çağcıl avangardist sanat ürünüyle bütünleşebilmek için, estetik kuramla ve onun ardında yatan düşünsel boyutla da bütünleşebilmek gerekir. Modern sanat okuru/izleyicisi/ dinleyicisi olmak özveri gerektirir.(1)

Buradan anlıyoruz ki O. Pamuk’un kitaplarıyla ilgili bir sorununuz varsa avangardist estetik konusunda yetersizsiniz demektir. Avangardist estetik ile ilgili donanımınız varsa O. Pamuk’un kitaplarını sevmek zorundasınız; başka bir seçeneğiniz yoktur. Son derece özgürlükçü bir yaklaşım!  

*

O. Pamuk’u eleştiren faşisttir!

Bir başka örnek Boğaziçi Üniversitesi’nden iki akademisyenin yazdığı bir yazıdır:

Orhan Pamuk’un metinlerinin okuyucu nezdinde bir anlam ifade edebilmesi için dünya edebiyatıyla tanışık ve barışık olmak; yazarın Thomas Mann’la, Marcel Proust’la sohbet ettiğini bilmek ve bundan haz almak önkoşul. Uzun lafın kısası, Orhan Pamuk okumak entelektüel bir uğraş.(2)


Özetle yazarlar, O. Pamuk’un metinlerini eleştiriyorsanız dünya edebiyatından bihaber olduğunuzu söylemektedir. Sanki T. Mann ya da Proust’u bir tek bu yazının yazarları okumuş! Bu özgüven karşısında gerçekten saygıyla eğilip şapka çıkarmak lazım!  


Yazı şöyle devam etmektedir:

“Yasin Hayal’in ‘Akıllı ol’ tehdidi ile daha Kara Kitap’ın basıldığı dönemde bazı ‘solcu’ edebiyat eleştirmenlerinin yazdıkları arasında kan dondurucu benzerlikler var. İki tarafta da Orhan Pamuk Batı taklitçiliğiyle, oryantalizmle, kültür emperyalizmiyle, yerellikten kopuk olmakla ve 2007’de Genelkurmay’ın da ulus adına reddettiği ‘postmodern’likle suçlanabiliyor.”(2)


O. Pamuk’u yukarıda sayılan başlıklarla ilgili eleştirirseniz, “Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan biriyle benzeşmiş oluyorsunuz.  


Bir başka özgürlükçü(!) yazı Birikim Dergisi’nden:

“Zira Ermeni ve Kürt meselesi gibi hassas noktalara değinmenin, hem de bunu dünya basınına malzeme etmenin basit karşılığı. Yalçın Küçük’ün infaz mangalığına soyunması, kimi çevrelerin onu yeni ve olası Yasin Hayallere hedef göstermesi, Kemalistlerin dil hataları avına çıkmasını böyle açıklayabiliriz. “Dil hataları” nedeniyle yapılan eleştiriler, siyasi değil edebi motifli olsa bile, bunu yukarıdaki dünya görüşünün bir uzantısı saymak, kanımca, mümkün.”(3)


“Orhan Pamuk’a dönük hayırhah olmayan tutumun bir diğer nedeni de solun da içinde yetiştiği faşizan kültürden, maalesef, tam olarak kurtulamamış olmasıdır. Solcularımızın kahir ekseriyetinde bu çelişkinin izini görmek mümkündür.”(3)


“Belki de Orhan Pamuk’u sevmek, kendini sevmekle ilişkili bir hadisedir.”(3)



Demek ki dil hatalarını ortaya koysanız ve sadece edebi eleştiriler yapsanız bile faşistsiniz.

Yazıda geçen “Belki de Orhan Pamuk’u sevmek, kendini sevmekle ilişkili bir hadisedir.” ifadesine ise inanın ne diyeceğimi bilmiyorum. Ölçülü olmak, ölçülü konuşmak-yazmak, “elimizin yazdığını gözümüzün okuması” herkes için ne iyi olurdu!

*

Özgürlükçüyüz ama eleştiremezsin!

Bir ülkenin resmi devlet başkanına “sonun Kaddafi gibi olur”(4) diye tehdit mektubu yazan, 2015 yılında

“AKP hakkında söyleyeceğim en derin eleştiri boğaz gemilerini ve şehir hatlarını halka sormadan değiştirmesidir”

diye açıklama yapan(5) bir yazara karşı “hayırhah olmayan tutum” alıyorsanız bu sizin faşistliğinizdendir ancak!


Tam da özgürlükçü! Birikim’e uygun bir yaklaşım… Örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Bir yazarın bu kadar putlaştırıldığı, bu kadar eleştirilemez ilan edildiği başka bir örnek bilmiyorum. Her konuda özgürlükçü olduğunu iddia eden, adeta “tahakküm detektörü” hâline gelmiş bu yazarların O. Pamuk’un kitapları aleyhinde tek bir sözcük duymaya bile tahammülü yoktur: Duydukları an, siz daha ne olduğunu anlamadan ellerindeki onlarca etiketten birini alnınızın ortasına yapıştırıverirler!

Bu yazılardaki alıntıların özeti şudur: O. Pamuk’u eleştiremezsiniz. Eğer ki bir yanılgıya düşer de eleştirirseniz:

- Sanattan anlamıyorsunuzdur.

- Estetik yetersizliğiniz vardır.

- Faşistsinizdir.

- Entelektüel olarak yetersizsinizdir.

- Yasin Hayal ile aynı yerdesinizdir.

- Sadece kitaplarındaki onlarca dil hatalarını gösterseniz dahi faşistlikten kurtulamazsınız.

Kim, hangi yazar bu kadar dokunulmaz ve eleştirilemezdir?  

*

O. Pamuk endüstrisi ve yan sanayisi

Şunu rahatlıkla yazabilirim: O. Pamuk bir endüstridir. Türkiye’de bir “Orhan Pamuk Endüstrisi” vardır: O. Pamuk bayileri, acenteleri, distribütörleri, garantili yedek parçaları ve de elbette yan sanayisi… O. Pamuk’un kitapları kadar o kitaplar hakkında çıkan kitaplar, o kitaplar üzerine yazılan sade suya tirit tezler, hiçbir eleştirel düşünce kırıntısı taşımayan makaleler, sipariş övgü yazıları vs.

Bu durumu en veciz şekilde, “eleştirmeyen”lerin önde geleni, ülkemizin saygın “yüceltmen”i Emre Kongar ifade etmiştir:

“Pamuk aslında romanlarını çok iyi tanıtan ve pazarlayan bir yazar. Kitapları daha çıkmadan önce, müthiş bir tanıtım kampanyası başlatılıyor ve çıktıktan sonra da bütün medya onunla yapılan söyleşiler ve yorumlarla doluyor. Bu saptamayı eleştirmek için değil ÖVMEK için yapıyorum. Keşke her yazar kendi kitapları için böyle kampanyalar yapabilse…”(6)

Eleştirinin yasaklandığı bir dönemde, “yüceltmen” Emre Kongar işini titizlikle başarmıştır.

Bu eleştirilere tahammülsüzlükte yan sanayinin “ekmek kaygısı” da azımsanamayacak kadar önemli yer tutmaktadır. Herkes rızkının peşindedir ne de olsa! Muhatap almayacaklarını bildiğim hâlde bu “özgürlükçü” yazarlara şu soruyu sormadan edemiyorum:

Faşist olmadan, Yasin Hayal’e benzemeden, aptal veya entelektüel düşmanı olmadan, T. Mann ve M. Proust’un okuru olarak O. Pamuk’u eleştirmenin bir yolu var mıdır?

*  

Orhan Pamuk “eleştirememe”si

Orhan Pamuk’un kitapları üzerine “eleştiri” diye yazılanların büyük bir kısmının eleştiriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Temellendirilmiş edebi eleştiriler ise ancak okur kitlesinin büyük bir kısmının ulaşamayacağı yerel ve sınırlı mecralarda yer bulabilmektedir.

Eleştiriden kasıt “çüş Orhan Pamuk çüş” gibi sokakta söylenecekken yanlışlıkla köşe yazısı olmuş yazılar değildir.(7)

Bu bir eleştiri değildir. O. Pamuk’un bir kitabının eleştirisi diye bu türden “eleştiri”lerin öne çıkartılması, sadece bu kitabı beslemeye ve onu olumlamaya yarar. Böyle bir “eleştiri!”, sadece bu kitapla ilgili eleştirileri karikatürize etmeye değersizleştirmeye hizmet etmektedir. Bu tür yazılarda zaten her hangi bir estetik görüş yoktur.

Bazen de Fatih Altaylı’nın yazısında(8) olduğu gibi “eleştiri” diye aslında edebi bir yüceltme vardır.  

*

“Sıkıcı” diye eleştiri olur mu?

Sıklıkla şöyle “eleştiriler” okuruz:

“O. Pamuk’un kitapları sıkıcı”

“O. Pamuk kitaplarını bitiremiyorum”

Bu türden temellendirilmemiş ve öznel ifadeler bir eleştiri olmadığı gibi kendi başına bir olumlu-olumsuz içerik de taşımaz. Romanlar, belli bir okurun bitirip-bitirememe yeteneğine ya da sıkıcı bulup-bulmamasına göre sınıflandırılamaz.

Bir kitabın edebi niteliği okura sıkıcı ya da eğlenceli gelmesine göre değerlendirilemez. Bir kitabın bitirilebilir olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. J. Joyce’un Ulysses’i de çoğu okur için bitirilemez, M. Proust’un “Yitik Zamanın İzinde” kitabı da çoğu okur için sıkıcıdır. F. Kafka da, T. Mann da L. Tolstoy da sıkıcı ya da bitirilemez diye nitelendirilebilir. Bu tür “eleştiri”lerin hiçbir dayanağı ve önemi yoktur.

*

 İlber Ortaylı’nın iddiası ve “caminin balkonu” üzerine

O. Pamuk “eleştirememe”sinin en çok bilinen örneği Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın 2006’da söylediği şu sözlerdir:

“O. Pamuk’un bir kitabında ‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.’ cümlesi geçiyor. Şimdi bu toplumda yaşayan her insan bilir ki, namazın saati olmaz vakti olur. Camilerde balkon diye bir yer yoktur minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam değil müezzin okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler, içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar. Bana göre, Pamuk, Türkçe’yi de İngilizce’yi de bilmiyor.”(9) 


Bu ifadeler, yıllarca O. Pamuk ile ilgili sanki tek eleştiriymiş gibi birçok yerde söylendi.

Bu cümlelerin içeriği ile ilgili doğru düzgün bir tartışma bile yapılmadan yıllar geçti. Birçok kişi için O. Pamuk’un edebi eleştirisi yalnız bu cümlelerden oluşuyordu. Altı yıl sonra 2012’de İ. Ortaylı bu konuya kendince açıklık getirdi ve şöyle söyledi:

“İlk baskıya bakarsan (Kar, 2002) ancak 14. baskıda düzelttiğini bulabilirsin.”(9)

İ. Ortaylı’ya göre bu ifade, Kar kitabının ilk 13 baskısında geçmekte, 14. baskıdan itibaren düzeltilmiştir. Bu iddia doğru mudur? “Gerçekten Kar kitabında böyle bir cümle var mıdır?” sorusunu nasıl yanıtlayabiliriz? Kar kitabının ilk 13 baskısını inceler ve böyle bir cümlenin olup olmadığına bakarız. Bu kadar basittir.

Bu beyandan sonra 4 yıldan fazla bir süre geçtiği hâlde bu konuda tek bir satır görmedim.

Ben de bu basit şeyi yaptım. Kar kitabının birinci baskısını edindim ve sırf bu cümleyi aramak için ikinci kez okudum; sonrasında daha da emin olmak için elektronik ortamda kitapta bu ifadeleri aradım.

Orhan Pamuk’un Kar kitabında böyle bir cümle GEÇMEMEKTEDİR.

İ. Ortaylı yanlış hatırlamaktadır. Kar kitabında böyle bir ifade geçmediği gibi 14. baskıdan sonra da düzeltilmemiştir.

İ. Ortaylı tamamen uydurmakta ya da yalan mı söylemektedir? İ. Ortaylı yalan söylememekte ancak yanlış hatırlamaktadır. O. Pamuk’un diğer kitaplarına baktığımızda İ. Ortaylı’nın bu iddiasının temelinde Kar romanı değil başka bir kitap olduğunu ve iddiasının kısmen doğru olduğunu görürüz. Orhan Pamuk’un Yeni Hayat romanında şöyle bir ifade geçer:

Namaz saatlerinde şerefe biçimindeki ilk katta belirip üç kez “Allah uludur!” diyen minik bir imam ve “Türküm, Türküm!” diyen kravatlı ve bıyıksız bir minik oyuncak beyefendi.”(10)

*

 “Eleştirememe”nin, eleştirinin yerini gasp etmesi

Yanlış ya da temelsiz eleştiriler, hedef aldığı şeyi beslemeye ve konuyla ilgili nitelikli, temellendirilmiş eleştirileri gizlemeye yarar.

Örneğin Tahsin Yücel’in Kara Kitap ile ilgili yazdığı temellendirilmiş dil eleştirisi ne kadar yayılabilmiştir, ne kadar yer bulabilmiştir?(11)

Örneğin Cengiz Gündoğdu’nun Kar kitabı üzerine yazdığı “Kar… Bozuk bir meta” başlıklı eleştiri yazısı kaç kişiye ulaşmıştır?(12) O. Pamuk’un Kar kitabıyla ilgili onlarca övücü yazı her an her yerde gözümüze sokulurken bu sağlam eleştiriyi bulmak için bir hafiye gibi büyüteçle araştırma yapmanız gerekir.

Yetersiz ya da temelsiz ifadeler, Ahmet Yıldız’ın Beyaz Kale romanı için 1996’da yazdığı eleştirilerin yerini aldığında, okur eleştiri diye somut eleştiriler yerine yalanlarla karşılaştığında, ortaya “saman adam yaratmak” diye nitelendirebileceğimiz “eleştiri!” tarzı çıkar.(13)  

*

Eleştiremeyen “eleştirmenler”

Ahmet Yıldız’ın eleştirisine ne kadar yanıt verilmiştir? Verilmiş midir? “Metinlerarasılık” maymuncuğu ile herkesin ikna edilmesi mümkün müdür?

İkna etmek ya da tartışmak gibi bir dertleri yoktur ve hiç olmamıştır.

Çünkü bu ülkede şu cümleleri yazarken yüzü kızarmayan bir eleştirmen prototipi vardır: “Beyaz Kale romanındaki aşırma iddialarına karşı onu (O. Pamuk’u) -Büyük yazardır, aynen bile almış olsa kendi damgasını vurmuştur- diye savundum.”(14)

Emre Kongar kısacası “gözümle görsem bile inanmam” demektedir. Buradaki “bile”, kitabı okumamışlığın ifşasıdır, “kendi damgasını vurmuş” dememektedir; “görmedim ama kesin öyledir”(16) demektedir. Piyasa edebiyatının ortalama eleştirmeninin tutumu, derinliği ve ahlakı budur.

*

O. Pamuk’un kitapları piyasa edebiyatının yayın organlarında eleştirilememektedir. Bu yazının başlığındaki “eleştirememe”nin iki anlamı vardır:

O. Pamuk eleştirisi diye topluma pompalanan öne sürülen yazıların-tutumların eleştiriyle hiçbir ilgisi yoktur; bu yazı/tutumlar sadece nitelikli eleştirileri kapatmaya, onları karikatürize etmeye yardım ve yataklık etmektedir. O. Pamuk’a edebi-estetik düzlemde bir eleştiri yasaktır. Hiçbir “ana akım” kültür sanat aygıtında buna yer verilmez.

Bir yazarı eleştirmek yasak olabilir mi? Bir yazarın çıkarttığı bir kitapla ilgili övgüler dışında en küçük bir edebi eleştirinin bile “cahillikle”, “sanattan anlamamakla” suçlanması neyin nesidir?


Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 1. cilt

Taylan Kara



Kaynaklar

1. Yıldız Ecevit, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, 10. Baskı, İstanbul

6. Emre Kongar, Yazarlar Eleştiriler Anılar, Remzi Kitapevi, 2016, İstanbul

10. Orhan Pamuk, Yeni Hayat, sf 71, 5. Baskı, 2017, İstanbul

254 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page