KAHRAMANLIK SAATİ

Vasatlığa Giriş Dersleri 5. Baskı

8 Mayıs 1945 gününün akşamı şehrin bilinmeyen bir sığınağında çok gizli bir toplantı yapılmaktaydı. Altı yıldır süren savaşın artık sonu gelmişti. Savaşın bütün taraflarının üst düzey generalleri bir sığınakta yarınki ateşkesin koşullarını konuşuyorlardı. Aslında savaşın kazananı ve kaybedeni zaten belli olduğundan tartışılanlar işin ayrıntılarıydı: Yenilen tarafın silahlarını nerede teslim edeceği, şehrin ne zaman teslim alınacağı, şehirdeki sivillere yiyecek ve su yardımının nasıl yapılacağı, sonraki barış antlaşmasının koşullarını konuşmak için oluşturulacak komisyon üyelerinin seçimi vs.

Saat gece yarısı biri geçerken bu konuların çoğu konuşulmuş ve fikir birliğine varılmıştı. Kahveler içildi, küçük şakalar yapıldı. Yenen tarafın generalleri, yenilen tarafın savaş boyunca yaptığı kahramanlıkları övdü, yenilen tarafın generalleri yenen tarafın adaletinden söz etti. Savaşın geride bıraktığı 50 milyon cesetten hiç konu açılmadı. Bazen çok uzaklardan bazen de çok yakından gelen silah sesleri, herkesin artık olağan kabul ettiği sıradan seslerdi. Konu en son, ertesi günkü ateşkesin saatini belirlemeye geldiğinde saat ikiyi çeyrek geçiyordu. Yenilen tarafın bir generali sabah 08:00’dan itibaren ateşkesin uygulanmasını önerdi. Yenen tarafın iki generali bu öneriyi kafa sallayarak destekledi. Ateşkesin hangi saatten itibaren yürürlüğe gireceği konusu iki taraf için de pek önem taşımıyordu.

O sırada yenen tarafın generallerinden birisi “12 olsun, tam olsun,” dedi. Diğerleri “fark etmez,” dediler, “siz bilirsiniz.”

Az önceki öneriye kafa sallayan iki general bu öneriye de kafa salladılar. “Tam olsun” derken neyin tam olması gerektiğini, ne kastettiğini hiçbiri anlamamıştı ama bunu sormadılar da. Sekiz fikrini ortaya atan general de “fark etmez” dedi. Çoğu general “fark etmez” deyince “12 olsun tam olsun” diyen generalin önerisi kabul edilmiş oldu ve tutanağa geçirildi. Müzakere bitmişti, el sıkışıp sığınaktan ayrıldılar.

Saat 12’de yürürlüğe girecek olan ateşkes, ertesi gün son yarım saate kadar hiçbir birliğe iletilmedi. Ateşkesin bildirildiği birlikler, saat 12 oluncaya dek bu emri alt birimlerine bildirmedi.


https://www.tersninja.com/ii-dunya-savasi-bitmedi-cepheleri-cogaldi/

Saat 8 ile saat 12 arasındaki dört saatte gelişen çatışmalarda taraflardan toplam 3512 kişi ölmüştü. Savaşın son ölüsü Oliver M, saat 11:59’da alnından vuruldu ve saklandığı sokak köşesinden kaldırıma yığıldı. Kafatası bir karpuz gibi ikiye ayrılmış ve beyni ortaya çıkmıştı.

50 saniye daha ölmeseydi 50 yıl daha yaşayacaktı.

Saat tam 12 olduğunda savaşan tarafların hepsine “silah bırak” emri geldi. Az önce bütün güçleriyle savaşan askerler, cephelerinden çıkıp biraz önce kurşun sıktıkları düşmanlarının önünden geçtiler. Bütün tüfeklerin namluları yere bakıyordu. Oliver M’nin silah arkadaşları da verilen emir gereği silahlarını bırakıp saklandıkları yerlerden çıktılar ve birkaç dakika önce kurşun yağdırdıkları yöne doğru baktılar. Bu sırada Oliver M’nin beyni kaldırıma akmaya devam ediyordu. Oliver M’nin beyin hücrelerinin çoğu hâlâ ölmemişti ve kahramanlıkla doluydu. Oliver M, savaşın bittiğini öğrenemedi ama Oliver M’nin beyin hücreleri ateşkesin ilan edilmesinden sonra 3 dakika daha canlı kalabildi.


114 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör