top of page

ERZURUM'DAN LİBERAL SOLCU ÇIKAR MI?

Kendilerini “siyasal islamcı” olarak tanımlayan kişilerin laikliğe karşı çıkması gayet anlaşılır bir durumdur. Bunu yaparken kendileri ile çelişmezler.

Peki bir liberal solcu için laiklik nedir? Kendilerine göre “en solcu” bu insanlar niçin laikliğe karşı bu kadar düşmanlık beslerler?  Bir liberal solcuyu, laikliğe, bir siyasal islamcıdan daha fazla düşman eden şey nedir?

İstanbul’da bir barda oturup içki içerken, “Anadolu’daki içki yasağının ardındaki sosyolojiyi görmek lazım” yazısı nasıl yazılabilir?

*

Laik ama Laikliğe Düşman!

Çünkü laiklik, liberal solcuların gündelik yaşamında zaten var olan, hiçbir zaman tehdit edilmeyen, içine doğdukları bir ilkedir. Bir liberal solcunun yaşam biçimi zaten tepeden tırnağa laiktir. Bu yaşam biçimi, liberal solcu için en baştan yüklenmiş bir fabrika ayarı, tarihsiz ve mücadelesiz verili, “doğal” bir haldir. Bu ilkenin ardındaki uzun ve kanlı mücadele onlar için yoktur ya da önemsizdir.

Laiklik tehdidi, onlar için hiçbir zaman gündelik yaşamda parçası olduğu, varlığına yönelik bir şey değildir.  Liberal solcu Ortadoğu’ya bakan bir İsveçli, Cihanbeyli’ye bakan bir Cihangirli olarak taşra illerinde artık gelenekselleşmiş  olan Ramazan ayı sokak dayağını “mütedeyyin sosyolojisi” ile açıklar.

Bir liberal solcu, Anadolu’nun sıradan bir şehrinde muhafazakârlığın ağır atmosferini bir gün bile yaşamamıştır. Bir kez olsun Ramazan’da oruç tutmak ya da iftar öncesi yemeklerini gizlemek zorunda kalmamışlardır. “Günaydın” dediğinizde “namahrem” diye kafalarını çeviren  “dinibütün” teyzelerle aynı apartmanda yaşamamışlardır. Bir kutu birayı, esrar-eroin içiyormuş gibi gizlice içmemişlerdir. Taşra şehirlerinde, sol olarak bilinen gazeteleri, belli bayilerden alırken etrafa bakıp tedirgin olmamışlardır. O “otantik”, “romantik”, “Kemalist vesayet altında inleyen”, çoğu il ve hatta büyükşehir statüsündeki “masum” Anadolu kasabalarında sokağa çıkacak kız arkadaşlarını kapalı giyinmeleri için hiç tembih etmemişlerdir.

Bütün bunlar bir liberal solcu için yoktur, hiç olmamıştır.

*

Bir Sosyoloji “Peypırı” Olarak Laiklik

Laiklik, sıradan bir liberal solcu için “İttihatçıların Jakobenci psikopatlığı”dır sadece. Ramazanda sokakta sigara içtiği için hiç dayak yememiştir. Oruç tutmadığı anlaşılmasın diye sahurda kalkıp evin ışıklarını açma zorunluluğu hissetmemiştir. Oruç tutmadığı halde kapılarının önünde gece 3’te davul çalan davulcuya gülümsemek ve bahşiş vermek zorunda hiç ama hiç kalmamıştır.

Bir liberal solcuya göre laiklik, master için yazılan bir “sosyolojik peypır”dır. Laiklik, Fransız filozoflarının İngilizceden çevrilen makalelerinin anahtar sözcüklerinden birisidir. Bir liberal sporudur laiklik. Referanslarında Foucault, Althusser, Adorno, Gramsci, Zizek olan bol “sayteyşınlı” bir makaledir.

Liberal solcu için laiklik, şişman teyzelerin bayrak sallarken cırtlak cırtlak haykırdığı gülünç bir slogandır; bu teyzelerin kendi kendilerine uydurdukları kişisel manyaklıktır. Laiklik, 6 yaşındaki kız çocuğunun evlenme “hakkı”na engel olan “tepeden inme bir ittihatçı” icattır.

Öyle bir bünyedir ki bu, yukarıda detaylandırdığım ve bu kasabalarda yaşayan milyonlarca insanın gündelik hayatlarında yaşadıkları “vahşi muhafazakârlığı”, “öyle demek istemedi teyzesi”  diye diye yıllardır savunur. Öte yandan “blasfemi* haktır” diye facebookta paylaşım yapan kişi de yine odur. Ancak gözlerinin önündeki o “tatlı muhafazakâr” kasabalarda bu “blasfemi hakkı”nı kullanmayı hiç mi hiç akıllarından geçirmezler. Blasfemiyi geçtim, Ramazan ayında sokakta “su içme hakkını” kullandıklarında ne olacağını çok defa gördülerse de bir kez bile algılamamışlardır çünkü.

Ama o “tatlı” muhafazakâr kasabalarda blasfemiyi falan değil, sadece ve sadece “varolma hakkı”nı savunan insanlar ise onlara göre “elit Kemalistler”dir.

Anadolunun birçok şehrinde laiklik, hiç öyle siyaset bilimi makalelerindeki kadar karmaşık değildir. Oralarda gündelik hayatta “makalesiz bilme” geçerlidir. Adı konmamış bilgi de diyebiliriz; kavramlaştıramamış olsa da bilen bilir bunu. Ramazan ayında iftardan önce yemek yiyememektir ya da illa bir şey “yenecekse” sokakta sigara sonrası dayak yemektir. “Kızlı erkekli” açıklaması sonrası, taşra illerinde basılan öğrenci evleridir.

Yaşayarak öğrenme, öğrenmenin en pahalı yoludur.

*

Burka Âşığı Liberal

Burkayı “modernizme karşı bir mahremiyet alanı” olarak değerlendirmek, ancak Paris’te olanaklıdır. Çünkü Paris’te burka, bir sanat nesnesi yahut egzotik-oryantal bir “etnografik fenomen” olarak görünebilir. Oysa Afganistan’da burka, kadınların ve 7 yaşından itibaren kız çocuklarının giymesi zorunlu bir giysidir. Kabil’in köylerinde yaşayan kız çocukları için burka pek de “folklorik” bir “fenomen” değildir. Bu nedenle burkanın “yapısökümü”, Afganistan’da değil Paris’te yapılmaktadır.

Bir kez bile giymek zorunda kalmadıkları bir dayatmayı süslemek, başka coğrafyalarda milyonlarca kadına zorla dayatılan bir şeye övgüler yağdırmak sadece “yanlış” ya da “entelektüel bir densizlik” değil  entelektüel bir suçtur.


Liberal solcular, övdükleri, hoşgördükleri, göklere çıkardıkları bu “sosyolojiler” içinde 1 saat bile yaşamamışlardır.  Bir gün bile içinde yaşamadıkları, hiçbir zaman yaşayamayacakları koşulları başkalarına önermişlerdir.

İşte bu nedenlerden ötürü liberal solcular, Erzurum’dan, Afganistan’dan ya da Anadolu’nun taşrasından değil Cihangir ya da Paris üniversitelerinden çıkmaktadır. 

Blasfemi: Dine küfretme, tanrıya ve kutsal değerlere hakaret etme.

(Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 2. Ciltten)

Taylan Kara




68 görüntüleme1 yorum

1 Comment


ibrhm.gcytmz
Jun 15

En yakın yerleşim yerine 10 km uzakta bir fabrika. Aylardan ramazan. Her sene ramazan ayının rutini. Yemekhane, lokal ve kantin bakıma alınır, boya badana yapılır. Yani yemek yiyebileceğiniz alanlar kapatılır.


Fabrikanın üretim ve idari bölümleri, öğle molasında sürekli kontrol edilir, bir şey yiyip içen var mı diye. Öyle ya hafazanallah ya evden bir şeyler getirip çalıştığınız bölümde yiyip içiyorsanız...


Masraftan kaçmadınız ve arabanıza atlayıp en yakın yerleşim merkezine gitmek istediniz... Öğle molasında işletmeden çıkış elbette yasak.


Masanıza daha önce stok ettiğiniz bisküviyi, kokain çekiyormuş gizliliğiyle yersiniz ama gözünüz sürekli kapıdadır. Sigara mı? Aklına bile getirme. Bisküviyi ağzında kaybedebilirsin ama meretin dumanı gizlenmiyor.


Sosyolojiyi anlamamızı öneren yavşakların alayını, böyle bir işletmede bir ay kampa alacaksın. Üstelik iftardan sahura kadar yediğin önünde…


Like
bottom of page