top of page

CUMHURİYETÇİ KİTLENİN GÜNCEL VE KISA BİR ELEŞTİRİSİ

Alfred Hitchcock’un çok bilinen Sapık adlı bir filmi vardır. Film, ana karakter Norman Bates’in işlettiği bir motelde geçer. Filmin sonunda Norman Bates’in çok ciddi ruhsal sorunu olduğu anlaşılır. Norman, motele gelen bir kadın müşteriyi o odasındayken gizlice gözetler ve sonra banyoda öldürür. Banyo sahnesi özellikle meşhurdur. Norman, film boyunca annesiyle konuşup durur; ancak annesi filmin sonuna dek hiç açıkta görünmez. Filmin sonunda anlaşılır ki Norman’ın annesi yıllar önce ölmüştür. Norman annesinin cesedini oradan oraya taşımakta, onun yerine konuşmakta, ona canlıymış gibi davranmaktadır.

https://www.themoviedb.org/movie/539-psycho/images/posters?language=tr

*


Norman annesini kucağında taşırken

Norman'ın annesi

Filmin sonunda görülen Norman'ın annesi

*

Türkiye’deki cumhuriyetçi kitlenin önemli bir kısmı, cumhuriyete karşı tavırları bakımdan N. Bates’e benzemektedir. Cumhuriyetçiler, bütün kurumları çökertilmiş, bütün kodları değiştirilmiş, yıllar önce öldürülmüş ve şu an cesedinin üzerinde tepinilen bir cumhuriyete hâlâ yaşıyormuş muamelesi yapmaktadır.

Cumhuriyetçiler, tıpkı N. Bates’in ölü annesinin yerine konuşup ona canlı muamelesi yapması gibi bir takım ritüeller aracılığıyla çoktan yıkılmış cumhuriyet sanki hâlâ varmış gibi davranmaktadır.

*

Ortalama Cumhuriyetçinin Şimdiki Hâli


1. Cumhuriyetçi kitleler, karşıtı olduğu zihin yapısıyla bütünleşmiştir; Karşıtlarıyla sadece içerikte anlaşamayan ancak aynı yöntemi kullanan bir kafa yapısı bu kitle içinde oldukça yaygındır.

*

2. Cumhuriyetçiler kurumsuz ve aydınsızdır.

*

3. Cumhuriyetçilerin hiçbir iktidar stratejileri yoktur. Biçimsel düzenlemeler Cumhuriyetçi kitleleri tatmin etmeye yetmektedir; okul müfredatına iki cümle milli bayram koyunca, Belediyelerin adlarının önüne tekrar TC getirilince, okullarda eski andımız okutulunca onlara göre bütün sorun çözülmüştür.

*

4. Cumhuriyetçi kitle felç olmuştur. “Bir milyon beğeni” gibi sosyal medya ritüellerine, “change.org” imza kampanyalarına, Cumhuriyet sembollerine sıkıştırılmış Atatürkçülük, Sözcü, Halk TV’ye armağan edilmiş Cumhuriyetçilik…

Bugün Cumhuriyetçilerin en radikal mücadelesi İstanbul’daki 3. Havalimanına Atatürk adının verilmesi için twitter kampanyası açmak ya da change.org’da imza toplamaktır.

*

5. Cumhuriyetçi kitleler Cumhuriyetin hâlâ yaşadığını zannetmektedir.


Cumhuriyetçiler, bütün kurumları çökertilmiş, bütün kodları değiştirilmiş, yıllar önce öldürülmüş ve şu an cesedinin üzerinde tepinilen bir cumhuriyete hâlâ yaşıyormuş muamelesi yapmaktadır. Çünkü cumhuriyetin yıkıldığını kabul ettiklerinde, onu tekrar kurma sorumluluğu sırtlarına yüklenmiş olacaktır.

Cumhuriyetçiler, çoktan yıkılmış cumhuriyetin yerine geçip onun yerine konuşmakta, onun görüntüsünü kuşanmakta, onun yerine düşünmekte ve davranmaktadır. Ama yerine konuştukları Cumhuriyet yaşamıyor; çünkü cumhuriyet yıkılmıştır.

Cumhuriyetçiler, daha iyi bir cumhuriyeti tekrar kurma sorumluluğundan hiçbir zaman kaçamayacaktır.


Taylan Kara

taylankara111@gmail.com


Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 3. ciltten



1.227 görüntüleme4 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

4 commenti


ibrhm.gcytmz
27 ott 2023

O filmi bir kaç kez izledim. Filmdeki karakter annesinin öldüğünün bilincinde değil. Yani hastalık hali (patoloji) mevcut. Bizdeyse hemen herkes cumhuriyetin (temsil ettiği bütün değerlerle birlikte) öldüğünün farkında. Ancak bu durum kabul edildiğinde, cumhuriyetin yeniden inşası için zorlu bir mücadeleyi başlatmak gerekecektir.


"Laikliği koruyacağız/Cumhuriyetin bekçileriyiz" retoriği "Cumhuriyeti yeniden inşa edeceğiz" demekten hem daha kolay hem daha konforlu.


Yani Taylan hocama bu konuda katılmıyorum. Birinde hastalık durumu var, diğerinde bilinçli bir tercih.


Mi piace
V. Koç
V. Koç
04 nov 2023
Risposta a

Rica ederim üstadım, "kafa göz" yararak değil benim de ifade etmediğim/edemediğim düşünceleri de ifade edip, üstelik cevaben yazdıklarım üstüne yeniden düşünmemi sağladınız. Teşekkür ederim. Sanırım biz ve bizim gibileri hala 29 Ekimlerde duygulandıran tutumu, kuruluş felsefesi ve kurumlarıyla hadım edilmiş bir Cumhuriyet(artık ne kadar cumhuriyetse) gerçeğini inkar etmekten ve kutlamaktan ziyade, kurtuluş ve kuruluş döneminin nefer ve önderlerine bir saygı duruşu, o dönemin anılması veya nostaljisi olarak değerlendirmek daha doğru galiba.

Siz de sağlıcakla kalın.

Mi piace
bottom of page