CENGİZ ÖZAKINCI NEYİ KANITLAMAKTADIR? AZİZ NESİN ALMAN AJANI MIDIR?

Soner Polat ve Cengiz Özakıncı’nın Aziz Nesin ile ilgili iddialarına karşı iki yazı yazdım.

C. Özakıncı’nın yanıtlarından edindiğim izlenim bu yazıları muhtemelen aceleyle okuduğudur.

Yazılarımda “tahrifat” sözcüğü hiç geçmiyor. “İftira” sözcüğü ise 2 yerde geçiyor.

Birincisi:

“H. Essinger’in söyleşisini daha önce paylaşmıştım, bu söyleşinin HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR CÜMLE YOK! Bu açıkça yanlıştır. Soner Polat ve Cengiz Özakıncı’nın verdiği bağlamda ise (Ödül için halkını aşağılayan yazar, Alman ajanı iması) AÇIKÇA BİR İFTİRADIR.

İkincisi:

“Ancak C. Özakıncı A. Nesin’den bir “müstemleke aydını”, Alman ajanı, “ödül için halkını satan bir alçak” çıkarmaya çalışıyor.

Bu A. Nesin’e İFTİRADIR. “

*

C. Özakıncı’nın “Nomos ve Aydın” kitabı ve “Aziz Nesin, Petra Kappert ve Buruk Bir Onursal Doktora Belgeseli” adlı makalesindeki iddia, belge ve kanıtları dikkate alarak şunu söylüyorum:

C. Özakıncı’nın Aziz Nesin için “ödül için halkını satan bir alçak”, “Alman ajanı”, “casus”, “müstemleke aydını”, Gururu Ölmüş Türk” (G.Ö.T)leşmiş” iddiaları BİRER İFTİRADIR. Sonuncusu belki hakarettir de, ancak bu konuya girmeyelim.

EVET BUNLAR BİRER İFTİRADIR.

*

Bir yazarı “Alman ajanı”, “ödül için halkını satan bir alçak” olmakla suçluyorsanız ortaya koymanız gerekenler, onun “tutarsızlıkları”, “inişleri çıkışları” “saçma” ya da “yanlış görüşleri”nden fazlası olmalıdır. Diğer türlü ben de C. Özakıncı’yı “Japon ajanı”, C. Özakıncı da beni “Gabon ajanı” olmakla suçlayabilir. Çünkü olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir.

*

Tek tek gidelim. C. Özakıncı ne diyor:

Türklerin %60 ı aptaldır” sözü var ya, bu söz ilk kez kendisine Almanlarca Onursal Doktorluk verilmesi sürecinde, ödül raportörü Alman Profesör Essinger’le yaptığı söyleşide çıkıyor Aziz Nesin’in ağzından.” (Derin Yahudi, Sf 156)

Oysa Aziz Nesin’in H. Essinger’le yaptığı bu söyleşide BÖYLE BİR İFADE YOK. Başka birçok şey var ama bu yok. Bu açık bir yanlış. Var diyen varsa o söyleşide yerini göstermelidir.

*

C.Özakıncı makalesinde sayfaların fotoğraflarını verip altına bu sayfalardan alıntılar yazmış.

Ben ne diyorum?

C. Özakıncı Aziz Nesin’in söyleşisini bağlamından tamamen kopararak kötü niyetli bir okuma yapıyor.” “C. Özakıncı’nın birçok alıntısı bu örneklerden oluşuyor; bağlamından kopararak, devamını söylemeyerek bize bir Aziz Nesin profili çıkarıyor.

Evet tam da böyle. Sayfalar elbette görünüyor ancak sayfaların altına yazdığı, öne çıkardığı, altını kırmızıyla çizerek vurguladığı alıntıları art arda sıralayarak bize bir Aziz Nesin profili çıkarıyor. Bu profil ile bu alıntıların devamını okuduğunuzda ortaya çıkan profil aynı değil. C. Özakıncı’nın sayfalarda altını çizip altına yazdığı alıntılarla A. Nesin’den çıkardığı profil:

“Bir ödül için Almanya’ya yalakalık yapan, Almanya’yı yücelten ancak kendi halkını aşağılayan yazar” …

Ancak bu söyleşide Aziz Nesin’in Almanya ve Avrupa aleyhine söylediği onlarca cümlenin BİR TANESİNİ BİLE VERMİYOR. Bu çarpıtma değil midir? Mesela aynı söyleşide A. Nesin'in söylediği şu kısımları niçin vermiyor C. Özakıncı?

"Örneğin kimyasal silahları ele alalım. Irak’a kimyasal silahlarını, fabrikasını kuran Alman şirketleriydi. Alman şirketleri bunu yapmasa, Almanya böyle zengin ülke olamazdı; zengin olmayınca sosyal adalet olmaz. Orda kıyamet kopacak, patlama olacak. Almanya’da sosyal adaletin ortaya çıkması, Üçüncü Dünya insanlarının açlıktan ölmesi ile oluyor; başka türlü olmuyor. Bunu Almanlara anlatmaya çalıştım. Esas sorun bu, etik burda.” S 150.

-

“(...) Alman aydınları, namuslu aydınlar, Fransız aydınları, İngiliz aydınları ne yapıyorlar? Günah çıkarıyorlar. Sudan’daki aç çocuklara süt tozu götürüyorlar. Önce çocukları aç bırakıyor, sonra süt tozu götürüyor. Hükümet bunları aç bırakıyor, aydınlar da süt tozu götürüyor. Hükümet yardım ediyor, yardım paraları topluyor Kürtlere, şunlara bunlara. Ama niye onlar öyle olmuş? Ne oldu da onlar öyle oldular? Ve burada büyük bir kandırmaca var. İşte etik burada aslında. Ve orada da, Türkiye’de böyle oluyor.” Sf 150

-

Bizim büyük zenginlerimiz var. Türkiye dünya çapında geri ama bizim büyük kapitalistlerimiz dünyada sayılı. Koç, Sabancı daha böyle niceleri. Onlar ne yapıyorlar? Örneğin verem hastahanesi açıyorlar. Oraya kim gidecek? Verem ettikleri işçi gidecek. Ya da aç bıraktıkları insanların çocuklarına okul açıyorlar, yurt açıyorlar. Amaçları ne? Ne olacak, bu dünyada çok rahat yaşayacakları gibi, öbür dünyada da cennete gidecekler.

İşte Almanlar böyle, Fransızlar da böyle. Önce insanları aç bırakacaklar, kazandıkları parayla onlardan bir kısmını kendi amaçları doğrultusunda okutacaklar. Bunlar yurtları ve vakıfları, bunun için yapıyorlar. İyiliği en çok onlar yapıyor. Vakıf kuruyor, yurt kuruyor. Her yerde, Eskişehir’de orda burda, zengin paralar akıyor. 'Ne kadar iyi adamlar, ne kadar iyilik ediyorlar' dedirtiyor ve dedirtmek istiyorlar. Peki etik mi bu?" Sf 151

-

Alman Hükümetinin görevi ne olacak? Her zaman ki yaptığını, çok daha sessizce sürdürmek, sessizce dışarıya silah satmak, kimyasal silah, her tür devlet her hükümet gibi. Örneğin İsviçre hükümeti, Irak savaşından ötürü Türkiye’ye silah satmaktan vazgeçmiş, şimdi savaş bitti diye silah satım ve alımına izin vermiş. Yani bundan daha utanmazca, namussuzluğunu itiraf etmek olabilir mi?” S 213.

-

“Tarih boyunca savaşmamış bir ülke (İsviçre); silah fabrikası var, silah satıyor. Ve Türkiye’ye şimdi silah alabilirsin diyor. Sen kimsin? Senin silahla işin ne? Hani sen, sütlen çikolata ilen geçiniyordun. Bütün İsviçre insanları inek olsa, o kadar süt ve çikolata üretemez, geçinemez. Orada kaçakçılık içinde, gizli namussuz iktidardaki insanların paralarının bankaya konduğu ve onunla geçindiği, onunla sosyal adalet olduğu, onunla uygarlık olduğu ortada değil mi?” S 213

Bu cümlelerin konuyla alakası yok mu? Almanya’ya yalakalıkla suçladığınız, bir ödül almak için “Almanları üstün gördüğünü, kendi halkını ise aşağıladığını” iddia ettiğiniz bir yazarın aynı söyleşide geçen Almanya ve Avrupa ülkelerine yönelik bu ağır ifadeleri, bu suçlamaları konuyla ilgisiz midir? C. Özakıncı bu kısımları niçin görmezden gelir?

*

Fahri doktora konusunun en önemli kısımlarından birisi A. Nesin’in ödülü alamamış olmasıdır. Bunun nedeni nedir?

C. Özakıncı bu konuya hiç girmemiştir. 413 sayfalık Nomos ve Aydın kitabında bu konuda sadece şu cümle vardır:

Almanların vereceği bu ödülü beklerken Alman Devleti’ni kızdıracak bir iş yaptığı için, Almanlar Aziz Nesin’e ödül vermekten caymışlardır” S 267.

Acaba “Alman Devleti’ni kızdıracak bir iş“ dediği nedir?

C. Özakıncı bunu bilmez mi? Elbette bilir ama görmezden gelir. Bildiğini biliyoruz çünkü Nomos ve Aydın kitabında defalarca “Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru” kitabına atıfta bulunur ve birçok kez alıntı yapar.

Ancak Aziz Nesin’in bu kitabında uzun uzun anlattığı E. Honecker olayıyla ilgili C. Özakıncı'nın kitabında hiçbir şey yoktur.

Almanya Devleti, eski Doğu Alman başkanını yargılamak için onun kaçtığı Rusya ve Şili’ye baskı yapar. Kanser hastası olan ve kısa bir süre sonra ölen E. Honecker’in dünyada gidecek hiçbir yeri olmamasını protesto eden A. Nesin, Almanya, Rusya, Türkiye cumhurbaşkanlarına ve büyükelçiliklerine mektup yazar ve Honecker’i Nesin Vakfı’na davet eder. Bu durum Almanya’nın hoşuna gitmez ve bu olaydan yaklaşık 6 ay sonra, A. Nesin’e verileceği söylenen fahri doktora unvanı reddedilir.

Toplam 413 sayfalık kitapta Nietzsche’nin cümleleri vardır, İndo-Avrupalıların “eşşek düzmek” (ifade böyle geçtiği için aynen aktarıyorum) geleneğinin kökeni bile detaylı olarak vardır ama Aziz Nesin’in bu ödülü alamamasının nedeni HİÇ GEÇMEZ.

Çünkü Honecker olayı, “ödül için halkını aşağılayan alçak yazar” ya da “Alman casusu” profiline uymamaktadır.

413 sayfalık kitapta bir kez bile Honecker’in adı geçmez. Bir olgunun belli bir yönünü sürekli görmezden gelmek olguyu çarpıtmaktır.

“Ödül için Almanya’yı övdü, kendi halkını aşağıladı” iddianızı kanıtlamak için, bu iddiaya uygun olguları alıp bu iddianıza aykırı olguları ise görmezden gelirseniz bunun adı konuyu çarpıtmaktır.

*

C. Özakıncı, “Shakespeare Conspiracy” kitabına dayanarak Shakespeare’in casus olduğunu yazar. Sonrasında A. Nesin’in “Shakespeare de ben de hep kötü kişileri çarpıştırmışımdır yapıtlarımda” ifadesinden Shakespeare’le A. Nesin’in bu konudaki benzerliğini vurgular. A. Nesin bu açıdan kendini Shakespeare’e benzetmektedir. C. Özakıncı buradan şu sonuca ulaşır:

Shakespeare ve iki yazar arkadaşının Casus oldukları, 500 yıl sonra açığa çıkmış bulunuyor. Ancak kimi yerli yazındırıkların yabancılara casusluk ettiklerinin açığa çıkması için 500 yıl geçmesi gerekmeyecektir. “ (Nomos ve Aydın S 278)

C. Özakıncı Aziz Nesin’e ve Yaşar Kemal’e CASUS der.

*

C. Özakıncı’nın Aziz Nesin için şu yazdığını yorumsuz aktarıyorum:

Bu gibi pek çok örnek, A. Nesin’in uluslararası piyasada nasıl assolistleştiğini, şu Türksevmez Kültür Kapılarından geçebilmek, Şövalye olabilmek uğruna nasıl “Gururu Ölmüş Türk” (kısaca G.Ö.T)leştiğini açık seçik göstermektedir.

*

İddia sahibi, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

A. Nesin’e “tutarsız” diyebilirsiniz, eski söylediklerini yeni söyledikleriyle karşılaştırıp bunu kanıtlayabilirsiniz.

A. Nesin’in “yanlış fikirleri olduğunu” yazabilir ve bunu kanıtlayabilirsiniz.

A. Nesin’in bugünden bakıldığında “gülünç fikirleri olduğunu” söyleyebilirsiniz (örneğin laiklik konusunda).

A. Nesin’in “%60 aptaldır” cümlesini saçma, sakıncalı ve hatta aptalca bulabilirsiniz (Böyle bulanlardan birisi de benim).

“YANLIŞ GÖRÜŞLERİ OLMAK”LA “CASUS OLMAK” BİRBİRLERİNDEN ÇOK FARKLI ŞEYLERDİR.

Aziz Nesin için C. Özakıncı’nın iddiaları şunlardır:

“Alman ajanı”,

“Casus”,

“Bir ödül için halkını aşağılayan alçak yazar”,

“Alman yalakası",

Gururu Ölmüş Türk” ( G.Ö.T)leşmiş”...

Nomos ve Aydın ile son makalesini dikkatle okuyan biri olarak bu iddialar karşısında şunu dedim ve diyorum:

Bu iddialar, Aziz Nesin’e atılmış İFTİRALARDIR.

Eldeki mevcut verilerle bu konudaki görüşüm budur.

*


Not: Sosyal medya hesaplarında sahte isimlerle, sadece belli bir amaç için açıldığı izlenimi veren hesapların sokak kavgası düzeyindeki sataşmalarına ve provokasyonlarına yanıt vermiyorum. Bir görüşü olan kişi, adıyla, kimliğiyle açık açık çıkıp görüşünü savunabilmelidir diğer türlüsü korkaklık ya da kötü niyettir. Görüş alışverişinde bulunmak isteyenler taylankara111@gmail.com hesabına mail atabilir.

0 görüntüleme