AKILSIZLAŞTIRMA MEKANİZMALARI (2. Bölüm)

(Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 3. Cilt)


Eğer cinsiyet “beyana” ya da “hissedişe” dayalı bir şeyse (Queer teori bunu iddia eder) ve bir çocuk kendi cinsiyetini beyanıyla ortaya koyabiliyorsa doğal olarak çocukların “rızası” da olmalıdır.

*

Birbirine çok uzakmış gibi görünen siyasal görüşler, şaşırtıcı bir şekilde aynı yöntemi kullanmaktadır. Zihin tektir; zihnin görüntüleri çoktur.

*

Kurucu bir unsur olarak akıl, bütüncül bakmayı gerektirir. Bilincin bütünlüğü bozulduğunda bütünü kavrayamaz.

*

Akademiler, entelektüel üretim kurumları, kültür etkinliklerini kontrol eden mecralar, neredeyse tamamen akıl ve aydınlanma düşmanlarının elindedir.



3- Karşıtların Birliği

Dünyanın en büyük gericiliğini bile “radikal solcu”luğunuza toz kondurmadan destekleyebilirsiniz. Bir siyasal İslamcı savunduğunda kimsenin ciddiye almayacağı bir görüşü, felsefi referanslar göstererek savunabilir ve bunu yaparken hâlâ “radikal solculuk” iddianızı sürdürebilirsiniz. Postmodern felsefe bunu olanaklı kılmaktadır.

Bu tablonun en çok görüldüğü örnekler kendilerini “feminist” ya da “kadın hakları aktivistleri” olarak tanımlayan bazı grupların etkinlikleridir.

*

“Aşırı Solcu” Kalarak İslamcılık Nasıl Desteklenir?

Örneğin “Erkek namahremdir; kadınların olduğu yere erkekler giremez” gibi dine gönderme yapan bu ifade, entelektüel camiada pek alıcı bulmaz. Ama toplantı afişinize 24 “etkinlik erkeklere kapalıdır” diye yazıp bunu “mansplaining”* diye adlandırırsanız “solcu feminist” olursunuz.

Aynı uygulamayı, Vaize Emine Leman Uslu Özdinç yapınca “İslami”, Aksu Bora yapınca “feminist” olarak nitelendirilmektedir. Uygulama tamamen aynıdır ama sonuncusunun başında “feminist” yazmaktadır.

Başlığı “SINIF MÜCADELESİ krizler ve çıkışlar” olan, programının en başında Rosa Luxemburg’un sözünün olduğu bir kongrede “erkekler giremez” toplantısı yapılabilir.


(6)


(7)

*


(8,9)


(10)

Olur ya birileri itiraz ederse “mansplaining” der geçersiniz; feministliğinize ve solculuğunuza hiçbir zarar gelmez. “Mansplaining” ve benzeri kavramlar “ithal edilirken” olduğu gibi alınmakta ve asla sorgulanmamaktadır.

“Erkekler giremez namahrem var” ya da “kadının hâlinden kadın anlar” derseniz size “köylü” ya da “feodal” diyebilirler. Öyle diyeceğinize “mansplaining” deyin; “feminist tavır” almış olursunuz.

Siyasal İslamcı, kız çocuklarının okula gitmesine karşıdır ve kendi içerisinde gayet tutarlıdır. Nijerya’da kurulan “Boko Haram” adlı İslamcı örgütün isminin tam karşılığı “Batılı eğitim haram”dır.


(11)

Ancak sol jargonla konuşacaksanız “okul haramdır” diyemezsiniz ya da “okul haramdır”ı “okul haramdır” şeklinde diyemezsiniz. Sol jargonla “okul haramdır” diyecekseniz bunu şu şekilde demelisiniz:

Şayet habitus’u bir nevi “toplumsal olanı bünyeye dâhil etme” biçimi olarak alırsak, burjuva eğitimiyle işçi sınıfının kendi bünyesine dâhil etmeye çalıştığı aktiviteler (yemek, eğlence, spor, sanat vb. pratikler), gerçekte kültürel tahakkümün eğitim ve kültür kılığında temellük edilişinden başka bir şey değildir.(12)

Bu ifadenizi de Pierre Bourdieu veya benzeri bir “tartışılmaz” yazara atıfta bulunarak yazarsanız herkes ikna olacaktır.

*

(13)

“Ben eğitime aydınlanmaya spora karşıyım.”

Bunları bu şekilde yazarsanız bu pek havalı olmaz ama alttaki gibi alıntılar yaparak

yazarsanız hiç kimse sizin solcu olmadığınızı iddia edemez:

Foucault’nun bedene ilişkin soy kütüğünde, tarihsel süreç içinde insan bedenini disiplin altına almak için kullanılan araçların başında eğitim ve çalışma gelmektedir.(14)

*

Bedenin disipline edilmesini sağlayan biyopolitika, kapitalizmin gelişmesinin vazgeçilmez bir öğesi oldu. Modern sonrası günümüz ekonomisinde, bilgi ve teknoloji destekli üretimde ekonomik dengeyi sağlayan üretimden çok tüketim odaklarıdır. Bu dönemde beden üretim işlevinin yerine tüketim işleviyle iktidar için önemli hale gelmiştir. Sağlık, kişisel bakım, genç kalma, formda olma, prezantabl görünme etkinlikleri tüketim ekonomisinin yapı taşlarıdır.(15)

*

Siyasal İslamcının söylediğinde anlaşılmaz bir şey yoktur. Siyasal İslamcı, okula “haramdır” diye karşı çıkar. Postmodern solcu, okula “modernitenin bireyi tahakküm altına alma mekanizması” nedeniyle karşı çıkar. Gittikleri yol, ifade etme tarzları, kullanılan jargon farklı olsa da ulaşılan sonuç aynıdır.

*

Siyasal İslamcı “günah” diyerek “sadece kadınların binebildiği pembe otobüs ister.”


(16)

“Solcu feminist” bunu “günah” diye değil “toplu taşıma araçlarındaki eril tahakküme son” diyerek ister.

Siyasal İslamcı haremlik-selamlık uygulamasını savunduğu için kadınların erkeklerle aynı mekânda okumalarını istemez ve sadece kadınların girebileceği “kadın üniversitesi” uygulamasını destekler.


(17)

“Solcu feminist”, “kadın sorununa odaklanması” ve “feministlerin yönetiminde” olması şartıyla bunu destekler.

*

Kadınlarla erkeklerin gündelik yaşamda birbirinden ayrılması, siyasal İslamcılık için oldukça rutin bir uygulamadır.

Örneğin bu anlayışın, “kadınlara laf atılması” sorununa getirdiği çözüm, kadın ve erkekleri günlük yaşamda birbirinden izole etmektir.

Alttaki haberde verilen fotoğrafta 4 tane kadın 22 tane erkek vardır.



(18)


(19)



(20)

Bu uygulamaların her biri birbiriyle uyumlu, uygulayanların ideolojisiyle son derece tutarlıdır.

Kadın ve erkeği gündelik yaşamda birbirinden tamamen ayıran bu tür uygulamaları, kadın hakları savunucusu bir kurumun yöneticisi şu şekilde desteklemektedir:

“Eğer bu parklar kadınların dışarı çıkmasını kolaylaştıran yerler olacaksa ben çok destekliyorum. Erkeklerin oturduğu binlerce yeri tartıştık mı da kadınlar için açılan iki parkı tartışıyoruz? Amacımız her türlü mekânın kadınlar ve erkekler tarafından kullanılabilir olmasını sağlamak. Neden kadınlar o parklara gidemiyorlar? Bunun altında yatan gerekçelere yaklaşıp problemin özünü çözmeye yönelik birtakım şeyler yapmak lazım. Erkeklerin oturduğu binlerce yer neden tartışılmıyor?”


Bu kurumun internet sayfasında kuruluş amacı şöyle tanımlanmaktadır:

Cinsiyetçi değerlerin biçimlendirdiği kültür ve geleneklerin kadın ve çocuklara zarar veren uygulamalarını tespit etmek, alternatiflerini geliştirmek ve uygulanabilir olmalarını sağlamak.(21)


*

Bir siyasal İslamcı “12 yaşındaki kızla evlenilir” dediğinde laik ya da solcuların tüyleri diken diken olur. Çünkü 18 yaşından küçük kızlar çocuktur. Ama bir siyasal İslamcı için eşik 18 yaş değil kız çocuğunun adet görmesidir. Kız adet görüyorsa kadın kategorisindedir.

Bu anlayış tuhaf bir şekilde sola da girmiştir.

(22)

(23)

Farklı zamanlarda kendilerini sol olarak tanımlayan bir grubun protesto gösterilerinde bir ifade dikkat çekicidir:

“Liseli kadınlar”

Bir lise öğrencisi kaç yaşındadır? 6 yaşında ilkokula başladığını düşündüğümüzde lise dönemi 13-17 yaşa denk gelir.

Bu grup, 13-17 yaş arası kız çocuklarını “kadın” olarak tanımlamaktadır; bir siyasal İslamcı da bu görüşe katılmakta ve bunun gereğini yapmaktadır. Siyasal İslamcıda hiçbir tutarsızlık yoktur. Siyasal İslamcı “kadınla ne yapılır?” diye düşünüp şöyle yanıtlar: Kadın örtünür, kadınla evlenilir, kadın çocuk doğurur vs.

Eğer 13-17 yaş arasındaki çocukları “kadın” diye adlandırıyorsanız bu çocukların evlenmesine karşı çıkamazsınız.

“Cinsiyetçilik yapmayacağım” diye yapılan şey budur.

*

“Sevgili eşcinsel ve transseksüel çocuklar!”(24)

“LBGT hakları savunucusu” olarak tanımlanan bir kişinin 23 Nisan mesajı verirken hitabı budur. Eğer “eşcinsel” ve “transseksüel” çocuk varsa bu terminolojinin doğal bir sonucu olarak “heteroseksüel” çocuk da vardır.

Mevcut yasalara göre bir erişkin, 14 yaşından küçük bir çocuk ile cinsel ilişkiye girip “rızası vardı” diye savunma yapamaz. Yürürlükte olan yasalara göre 14 yaşından küçük çocukların “rıza gösterme” yetileri yoktur. Eğer cinsiyet “beyana” ya da “hissedişe” dayalı bir şeyse (Queer teori bunu iddia eder) ve bir çocuk kendi cinsiyetini beyanıyla ortaya koyabiliyorsa doğal olarak çocukların “rızası” da olmalıdır.

Bu durumda 6 yaşında “heteroseksüel” bir çocukla “rızası alınarak” evlenmenin önünde hiçbir engel yoktur.

Bir siyasal İslamcı da tam bunu kastetmektedir.

(25)

Endonezya’da 12 yaşında “heteroseksüel” “cis” bir çocuğun “rızasıyla” 43 yaşındaki erkekle evlenmesi

*

(26)

Afganistan’da 8 yaşındaki “heteroseksüel” bir çocuğun kendi “rıza”sıyla 55 yaşındaki bir erkekle nişan töreni.

*

Bunlar, birbirlerine karşıtmış gibi görünen anlayışların “o kadar da karşıt olmadığı”nın örnekleridir.


4- Bütünsel Bakışın Bozulması (Parçalı Bilinç)

Türkiye’de birbirine çok zıtmış gibi görünen kesimler (liberal, ulusalcı, İslamcı, Atatürkçü, Atatürk karşıtı vs.) biraz ayrıntılı incelendiğinde, bunların benzer zihinlerde oldukları ya da aynı yöntemleri kullandıkları görülür.

Yukarıdaki başlıkta bunların örnekleri vardı. Bu kesimler arasındaki bir başka ortaklık ise PARÇALI BİLİNÇTİR. Birbirine çok uzakmış gibi görünen siyasal görüşler, şaşırtıcı bir şekilde aynı yöntemi kullanmaktadır. Zihin tektir; zihnin görüntüleri çoktur.

Bu durum, bütünsel bakışın bozulması başlığı altında incelenecektir.

*

“AKP Kemalist oldu!”

(27)

(28)


(29)

(30)

*


(31)

(32)

Yukarıda birbirinden çok farklı çizgide olan birçok yazarın aynı görüşü savundukları görülmektedir. Ulusalcısından liberaline, İslamcısından muhafazakârına, iktidarın eski destekçisinden yeni destekçisine dek teşhis aynıdır:

“AKP Kemalist oldu.”

Liberal ve İslamcı çevreye göre AKP önce antikemalist idi ve iyiydi; sonra Kemalist oldu ve bu kötü bir şeydir.

Aydınlık çevresine göre AKP önce antikemalist idi ve kötüydü; sonra Kemalist oldu ve bu iyi bir şeydir.

Bakış birbirine tamamen zıt ve birinin iyi dediğine öbürü kötü diyor olsa bile teşhis tamamen aynıdır:

“AKP Kemalist oldu.”

Bu nasıl olabilir? Birbirine bu denli zıt siyasetlerden gelen bu kişiler nasıl aynı teşhiste buluşabilir? Çünkü dünyaya bakışları ne kadar zıt olursa olsun değerlendirme yaparken kullandıkları yöntem aynıdır: Parçalı bilinç

Siyaseten birbirine son derece uzak olsalar da aynı teşhiste buluşmalarının nedeni bir olguyu-nesneyi-süreci bütünüyle değil parçalarıyla ele almalarıdır.

Ortak nokta “bütünlüklü bakmamak” ya da “parçalı bilinç”tir.

Olgu/Nesne/Süreç bütün ilişkileriyle değil sadece belli parçalarıyla ele alındığında asla anlaşılamaz. Basit bir örnek verelim. Yukarıdaki Türkiye haritasında dört araç vardır.


A aracı Mersin’den Ankara’ya gitmektedir.

B aracı Osmaniye’den Afyon’a gitmektedir.

C aracı Konya’dan Bolu’ya gitmektedir.

D aracı Karaman’dan Kırşehir’e gitmektedir.

Mersin’den yola çıkıp Ankara’ya giden A aracının yolu:

Tarsus-Ulukışla arasında B aracıyla,

Ulukışla-Aksaray arasında D aracıyla,

Aksaray-Ankara arasında ise C aracıyla ortaktır.

Haritaya bakıldığında her dört aracın da yolunun belirli yerlerde diğer araçlarla ortak olduğu görülür.

Haritadaki yolların sadece belirli bir kısmına bakılırsa bu araçların aynı hedefe gittiği düşünülecektir. Örneğin yolun sadece Ulukışla-Aksaray parçasına bakılırsa A aracı ile D aracının başlangıç yeri ile hedeflerinin aynı olduğu zannedilecektir. Oysa A aracı Mersin’den yola çıkıp Ankara’ya gitmekteyken, D aracı Karaman’dan yola çıkıp Kırşehir’e gitmektedir. Yolun sadece o kısmına bakılırsa bu anlaşılamaz.

Harita parçalarına bakmak yanıltıcıdır. Bu araçların yol ortaklıklarının geçici, çıkış ve varış noktalarının farklı olduğu, ancak haritanın bütününe bakıldığında anlaşılabilir.

*

Doğru olanı destekleriz, yanlış olana karşı çıkarız!

Sinan Oğan (MHP eski milletvekili): “Bize göre doğru bir şey söylediğinde ve yaptığında her zaman destekleriz, yine bize göre yanlış bir şey söylediğinde ve yaptığında ise adabınca eleştiririz.”

Sırrı Sakık (HDP eski milletvekili): “Hükümetin bu proje için yaptığı doğru bulduğumuz her şeyi destekleriz. Yanlış bulduklarımızı da eleştiririz.”

(33) (34)


Ohannes Kılıçdağı (Agos Gazetesi Yazarı): AKP’nin iktidar olduğu ilk günden beri ne yaptıysa yanlış yaptığını düşünenlerden olmadığım gibi, doğru refomlar yaptığını düşündüğüm zamanlarda da destekledim.

Baskın Oran (Radikal Gazetesi Yazarı): Birisi iyi yaptığı zaman över ve yararlanırsın, kötü yaptığı zaman yerer ve mücadele edersin. Objektiflik budur.

(35,36) (37)


Zekeriya Yapıcıoğlu (Hüdapar Başkanı): “Biz de diyoruz ki, yanlışı kim yaparsa biz onu eleştiririz. Toplumu ilgilendiren bir yönü varsa, topluma dokunan bir tarafı varsa yanlışı muhalefet yaparsa, bunun yanlış olduğunu söyleriz. İktidar da doğru yaparsa, başka bir muhalefet partisi de doğru yaparsa biz onu destekleriz.”

Deniz Baykal (CHP Eski Genel Başkanı): “İktidar iyi şeyler yaparsa destekleriz, kötü şeyler yaparsa eleştiririz.”

(38) (39)


“İyi olanı destekler kötü olana karşı çıkarız” tavrı çok makul bir tavır gibi görünse de parçalı bakışın bir çeşididir. Çünkü her olgu, ancak bütünle kurduğu ilişkileriyle anlamlıdır.

Bir sapığın bir çocuğu taciz ettiği bir olay düşünelim. Tacizci, çocuğu kandırıp onun güvenini kazanmak için öncesinde çocuğa şeker veriyor, çocuğun başını okşuyor ve sonrasında da çocuğu taciz ediyor. “İyi olanı destekler kötü olana karşı çıkarız” anlayışını savunan parçalı bir bilincin mantıksal sonucu şu türden bir yorumdur:

Çocuğa şeker vermek ya da şefkat göstermek iyi bir şeydir, taciz ise kötüdür. Biz önyargısız olarak baktığımız için değerlendirmemizi kişiye göre değil onun davranışlarına göre belirleriz. İyi olanı destekler kötü olana karşı çıkarız. Bu sapığın çocuğa şeker vermesini ve çocuğun başını okşamasını destekliyoruz ama çocuğu taciz etmesine karşıyız.

Olgular ya da olay silsilesi bütünlüklü değerlendirilmediğinde böyle aptalca görüşler çıkacaktır.

Oysa bu davranışların hiçbiri tek tek birbirinden yalıtılmış olarak ortaya çıkmamıştır. İyi veya kötü kavramları, tek tek olgularda değil bu olguların birbiriyle ilişkisinde ortaya çıkar. Şeker vermek de baş okşamak da, bütünlüklü değerlendirildiğinde taciz amacına hizmet etmektedir.

1941 yılında Nazi karşıtı bir Alman şöyle deseydi ne düşünürdünüz:

“Volkswagen araba ürettikleri zaman Nazileri desteklerim ama toplama kampı kurduklarında karşı çıkarım.”

“İyi Naziler” fabrika kurarken “kötü Naziler” toplama 40 kampı mı kuruyor? Ya da Naziler önce iyi olup fabrika kurarken sonra kötü olup toplama kampı mı kuruyor?

Elbette bunlar gülünçtür. Naziler fabrika kurarken neyseler toplama kampı kurarken de oydu. Naziler’in Volkswagen fabrikası kurmalarıyla toplama kampı kurmaları birbirinden bağımsız, birbirlerini etkilemeyen olgular değil aynı bütünün parçalarıydı.

*

Kurucu bir unsur olarak akıl, bütüncül bakmayı gerektirir. Bilincin bütünlüğü bozulduğunda bütünü kavrayamaz.

*

Türkiye’de akıl kurumsuzlaşmıştır. Akademiler, entelektüel üretim kurumları, kültür etkinliklerini kontrol eden mecralar, neredeyse tamamen akıl ve aydınlanma düşmanlarının elindedir. Akıl ve aydınlanmayı savunanlar gettolaşmış, atomize olmuş, kabuklarına çekilmiştir. Akıl ve aydınlanmayı savunan neredeyse hiçbir kurum kalmamıştır.

Akıl değiştirir. Değiştirmek isteyen, akla ihtiyaç duyar. Aklı savunmak için akılsızlaştırma mekanizmalarının fark edilmesi gerekir. Aklı savunmak, toplumu savunmaktır.

Taylan Kara

taylankara111@gmail.com


Kaynaklar

1- Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 1. Cilt, Hayal yayınları, İstanbul, Sf 119

2- Ahmet Cevizci, Paradigma Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayıncılık, 2005 İstanbul.

3- https://www.forbes.com/sites/startswithabang/2016/01/23/ask-ethan-isthe-universe-itself-alive/#c417db131bbf Son erişim tarihi: 18.05.2020

4- http://www.pariste.net/metrik-sistemin-temeli-metre-tasi/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

5- https://en.wikipedia.org/wiki/Metre Son erişim tarihi: 18.05.2020

6- https://www.facebook.com/gonulerlerimailgrubu/posts/1975836219297766/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

7- https://www.facebook.com/events/katip-mustafa-%C3%A7elebi-mahallesitel-sokak-no-203-beyo%C4%9Flu/feminist-mekanda-cuma-bulu%C5%9Fm alar%C4%B1/532407744034100/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

8- http://www.uskudarkultursanat.com/tefsir-dersleri-vaize-emine-leman-usluozdinc-2219-seminer-etkinlik Son erişim tarihi: 18.05.2020

9- https://www.facebook.com/events/799210283770022/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

10- http://kongrekaraburun.org/wp-content/uploads/2019/09/Karaburun-Bilim-Kongresi_2019_Gerceklesen-Program.pdf?fbclid=IwAR071soQjHzR_ Zg4353hvIvFLiDUQSNfE0R0aV5PKY1BE3yqkVA17PdHuLE Son erişim tarihi: 18.05.2020

11- https://tr.wikipedia.org/wiki/Boko_Haram Son erişim tarihi: 18.05.2020

12- http://ilef.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/id_3_2_8.pdf Son erişim tarihi: 18.05.2020 13- https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/koc-sporvesaire-26679.html Son erişim tarihi: 18.05.2020

14- http://ilef.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/id_3_2_8.pdf Son erişim tarihi: 18.05.2020 15- http://dergipark.gov.tr/download/article-file/178226 Son erişim tarihi: 18.05.2020

16- https://www.aa.com.tr/tr/egitim/turkiyede-kadin-universiteleri-kurulacak/1526776 Son erişim tarihi: 18.05.2020

17- https://twitter.com/necmiyealpay/status/1146672390908317701 Son erişim tarihi: 18.05.2020

18- https://www.sabah.com.tr/guney/2015/05/15/bu-parka-erkekler-giremez Son erişim tarihi: 18.05.2020

19- http://www.haber7.com/yasam/haber/180347-kadinlar-parkini-erkekleracti Son erişim tarihi: 18.05.2020

20- https://www.milliyet.com.tr/gundem/bu-parka-tek-erkek-giremez-258065 Son erişim tarihi: 18.05.2020

21- https://www.kamer.org.tr/icerik_detay.php?id=270 Son erişim tarihi: 18.05.2020

22- https://t24.com.tr/haber/mersinde-taciz-protestosu,263917 Son erişim tarihi: 18.05.2020

23- http://sendika63.org/2011/09/hsyknin-onerisine-liseli-kadinlardantepki-57745/

Son erişim tarihi: 18.05.2020

24- http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/187640/lgbtnin-ilginc23-nisan-mesaji Son erişim tarihi: 18.05.2020

25- https://fotogaleri.haberler.com/imam-12-yasinda-kizla-evlenmekisteyince/ Son erişim tarihi: 18.05.202042

26- http://www.5harfliler.com/cocuk-gelinler/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

27- http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/rota-yazilari/dogu-perincek-newyork-times-ve-frankfurter-allgemeine-nin-sasi-bakislari-19928 Son erişim tarihi: 18.05.2020

28- https://www.aydinlik.com.tr/hukumet-ak-parti-ama-iktidar-kemalizmturkiye-kasim-2019 Son erişim tarihi: 18.05.2020

29- https://www.ilkehaber.com/haber/ak-parti-demokratiklesme-yerine-dindarkemalizme-gecti-22283.htm Son erişim tarihi: 18.05.2020

30- Jean-François Bayart, Cumhuriyetçi İslam, İletişim Yayınları, İstanbul

31- http://serbestiyet.com/yazarlar/vahap-coskun/kemalizm-yeniden-sahlanirken-850243 Son erişim tarihi: 18.05.2020

32- https://www.kokludegisim.net/makaleler/kemalizm-yolunda-ak-parti Son erişim tarihi: 18.05.2020

33- https://twitter.com/drsinanogan/status/1154318482726621184 Son erişim tarihi: 18.05.2020

34- https://sendika63.org/2009/08/bu-af-degil-ancak-toplumsal-helallesmesirri-sakik-vatan-35533/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

35- http://duzceyerelhaber.com/HER-TARAF-haberleri/23345-OhannesKilicdagi-Hukumete-destek-olalim-mi#.XgM-fEczZ1s Son erişim tarihi: 18.05.2020

36- http://www.agos.com.tr/makale.php?seo=hukumete-destek-olalimmi&detay=745 Son erişim tarihi: 29.12.2013

37- http://www.radikal.com.tr/yazarlar/baskin-oran/maddelerden-sonra-isinfelsefesine-gelelim-1208173/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

38- https://dogruhaber.com.tr/haber/277464-yapicioglundan-gundeme-daironemli-aciklamalar/ Son erişim tarihi: 18.05.2020

39- https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a158245.aspx (Son erişim tarihi: 06.06.2020)


*Mansplaining: İngilizcede man (erkek) ve splaining (izah etme veya açıklık getirme) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmaktadır. Bir erkek tarafından bir kadına, küçümseyici veya büyüklük taslayan bir biçimde bir şeyler anlatmak” anlamına gelmektedir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Mansplaining Son erişim tarihi: 18.05.2020

93 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör